ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ortak kampanyanın resmi amacı, ülkeyi askerî olarak etkisiz hale getirmek ve hükümeti devirmektir. Çatışma henüz yeni başlamış olsa da Ayetullah Ali Hamaney, birçok üst düzey askerî yetkiliyle birlikte şimdiden öldürüldü. Ancak bunlar maddi sonuçlardan çok sembolik zaferler olabilir; çünkü halefiyet planları zaten hazırlanmıştı. Her hâlükârda savaşın nasıl sona erebileceğine dair üç senaryo öne çıkıyor ve bunların hiçbirinde İran’ın ABD ve İsrail’i tartışmasız biçimde yenmesi yer almıyor.
Bunun nedeni, İsrail ve ABD’nin gerçekten isterlerse İran’ı –nükleer silahlar da dahil olmak üzere– yok edebilecek kapasiteye sahip olmasıdır. Ancak şimdilik geri duruyorlar; çünkü İran’da kendilerine dost bir hükümetin mevcut yönetimin yerini alacağı ve ülkenin yeniden bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri haline geleceği beklentisi bulunuyor. Bu nedenle İran’dan beklenen en fazla şey, yok edilmeden önce İsrail’e ve belki Körfez monarşilerine ve/veya bölgedeki ABD güçlerine ciddi zararlar vermesi olabilir. Bu değerlendirme, aşağıdaki üç senaryonun çerçevesini oluşturuyor.
Hürmüz’ün Yedi Kalesi: İran’ın “Batmaz Uçak Gemileri” ve Küresel Enerji Denklemi
Okumak istersen →1. İslam Cumhuriyeti Son Saldırıyı Atlatır
Bu senaryoda İran, İsrail’e ve belki de Körfez monarşilerine ve/veya bölgedeki ABD güçlerine zarar verir; ancak onları İran’ı tamamen yok etmeye sevk edecek ölçüde “kabul edilemez” bir hasar vermez. Böylece her iki taraf da, geçen yaz olduğu gibi, düşmanları üzerinde yarı inandırıcı bir zafer iddiasında bulunabilir. Ancak ciddi biçimde zayıflamış bir İran ya askerî kapasitesi, nükleer programı, enerji sektörü ve/veya maden kaynakları konusunda ABD ile anlaşmalar yaparak Washington’a daha bağımlı hale gelebilir ya da bölgeden tecrit edilerek sınırlandırılmış bir konuma itilebilir.
2. İran Venezuela Yoluna Girer
Ocak ayı ortasında yapılan bir değerlendirmede, “ABD’nin İran’da Venezuela modelini tekrarlamak istediği” ileri sürülmüştü. Bu model, mevcut yönetim içindeki ABD’ye daha yakın isimlerin iktidara getirilmesi ve ülkenin kaynak sektörlerinin dolaylı biçimde yönetilmesi anlamına geliyor (böylece bu kaynakların Çin’e yönelmesi de engellenmiş olur). Bu sonuca ulaşmanın en gerçekçi yolu, ideolojik motivasyonlardan uzak bazı Devrim Muhafızları mensuplarının gerçekleştireceği bir darbe olabilir. Ancak İran yeniden ABD’nin başlıca müttefiklerinden biri haline gelirse, Türkiye ile birlikte Güney Kafkasya ve Orta Asya’da Rusya’ya meydan okuyan bir aktör de olabilir.
3. “Balkanlaşma” Başlar
En kötü senaryo ise İran’ın “Balkanlaşma” sürecine girmesidir. Bu durum, ülkenin çevresindeki azınlık yoğunluklu bölgelerde faaliyet gösteren –muhtemelen dış güçler tarafından silahlandırılmış ve hatta eğitilmiş– ayrılıkçı grupların şehirleri ele geçirmesiyle ya da komşu ülkelerin doğrudan müdahalesiyle ortaya çıkabilir. Bu ihtimal özellikle Türkiye destekli Azerbaycan için dile getiriliyor. Pakistan da terör örgütü olarak tanımladığı Beluç ayrılıkçılarıyla mücadele gerekçesiyle sürece dahil olabilir. Nitekim Pakistan Başbakanı’nın Rusya’ya yapması planlanan uzun süredir beklenen ziyareti iptal etmesi de bu olasılık bağlamında yorumlanabilir.
Mevcut durumda bu üç senaryonun hepsi eşit derecede mümkün görünüyor. Ancak sahadaki gelişmelere bağlı olarak değerlendirmeler hızla değişebilir. Şu an kesin olan tek şey, İran’ın ABD ve İsrail’i tartışmasız biçimde yenmesinin oldukça düşük bir ihtimal olmasıdır. İran’ın balistik füzeleri İsrail’e büyük zarar verebilir; gemisavar füzeleri ise teorik olarak bölgede bulunan ABD gemilerinden en az birini batırabilir. Ancak bu tür gelişmeler, muhtemelen ABD ve İsrail’i İran’ı tamamen yok etmeye –en uç durumda nükleer silah kullanmayı bile düşünmeye– sevk edebilir.
Bu nedenle İran açısından en iyi strateji, ABD ve İsrail’in muhtemelen hızlı bir askerî kampanya olarak planladığı operasyonu uzun süreli bir savaşa dönüştürmek olabilir. İran, zaman içinde verdiği zararı artırırken aynı zamanda karşı tarafın “kırmızı çizgilerini” aşmamaya dikkat ederek tamamen yok edilmekten kaçınmaya çalışabilir. Bu yaklaşım sabır gerektirir; ancak toplumun bir kısmı bu sabra sahip olmayabilir. Ayrıca İran’ın füze kapasitesinin, gerektiğinde geniş ölçekte kullanılmadan önce etkisiz hale getirilmesi riski de vardır. Buna rağmen bu strateji uygulanabilirse İran, yarı inandırıcı bir zafer iddiasında bulunabilir.
Kaynak link: https://korybko.substack.com/p/three-scenarios-for-how-the-iran



