2026’yı “Tikitaklayacak” O Efsane Türkü! Diğerleri Kontak Kapatacak!

Aralık 12, 2025
by

Büyük üstat Katip Şadi, yılların ötesinden, zamansızlığın içinden “Tikitak” diyerek sesleniyor bize. O kemençenin eğlenceli tınısı duyulduğu an, insanı bir girdap gibi içine çekiyor: Tikitak, tikitak… Bence bu türkü, sadece bugüne değil, 2026’ya da damgasını vurmalı! Ortalığı işgal eden, kulağımızı tırmalayan günümüzün o “ecinni” şarkılarını söküp atmalı, silip süpürmeli. Ne dersiniz? Bu iş sizin elinizde Giresunlular! Şu türküyü hak ettiği yere, zirveye taşımak boynunuzun borcu olsun.

Katip Şadi üstadın eski usul ile yeni dünyayı harmanladığı bu şaheser, 2007 çıkışlı olmasına rağmen, eskiyeceği yerde şarap gibi değerleniyor. Bugün “hit” diye yutturulan, ne idüğü belirsiz o sanal, o ruhsuz şarkılar; “Tikitak” türküsünün yanından bile geçemez, tozuna yetişemezler. O ecinni şarkıcılar, stüdyoya girmeden önce açıp bu türküyü dinlesinler de ibret alsınlar! Hem eğlenceli, hem ritmik, hem de içeriği bu kadar kaliteli ve dolu bir eser nasıl yapılırmış, görsünler!

Magyar Macaristan’ın Zelenski’si mi olacak?

Okumak istersen →

Türkünün mühendisliği, matematiği bile bir başka. Sıradan bir şarkı değil bu; ilk yarısı ile ikinci yarısı sanki gece ile gündüz gibi, aynı hikayenin iki farklı yüzü. İlk kısım daha ağırbaşlı, hikayeyi ilmek ilmek, dantel gibi işliyor. Ama ne zaman ki ikinci yarıya geliyoruz, işte orası tamamen “tikitak” diye yıkılıyor! O kısım tek kelimeyle efsane! Üstadın burada sadece “eski tüfek” olarak kalmadığını; çağdaş ritimleri, modern tınıları ve söz oyunlarını nasıl ustaca yakaladığını hayretle izliyoruz. Kemençe vuruşlarını ve o ince esleri, türküye adeta hassas bir İsviçre saati gibi işlemiş. Tıkır tıkır, şaşmayan bir ritim…

Hikayeye gelirsek… Adeta bir Yeşilçam filmi canlanıyor gözümüzde. Bizim esas oğlan yâri canından çok seviyor sevmesine ama şartlar çetin, rakipler güçlü. Yârin taliplileri çoğalmış, kapıda kuyruk olmuşlar. Bizim gariban, bir yandan yâr ile limandan kaçıp ormana karışma, yeni bir hayat kurma hayalleri kuruyor; her ne kadar ümitsiz olsa da yârin tek bir bakışıyla, bir gülüşüyle yeniden can buluyor.

Ama sahnede bir de kötü adam, daha doğrusu “güçlü rakip” var: Dursun Kaptan! Adam aslan gibi, heybetli, cebi dolu. Hele bir sigara içişi var ki, dumanını savuruşu bile fiyakalı, cakasından geçilmiyor. Bizim esas oğlan düşünüyor taşınıyor; “Belki” diyor, “Kendime şöyle jilet gibi, gıcır gıcır bir elbise diktirirsem Dursun Kaptan’ın o fiyakası karşısında bir şansım olabilir.” İyi hoş da, cep delik cepken delik! Para yok ki terziye gitsin. İşte orada zekası devreye giriyor: “Belki yanımda bir bayanla, bir hanım arkadaşla gidersem terzi utanır, para isteyemez, bu işi bedavaya getiririm” diye hayaller kuruyor. Çaresizliğin içindeki o kurnazlık, o insan sıcaklığı türküyü daha da güzelleştiriyor.

Tabii bütün bunlar benim yorumum… Başkası dinler, bambaşka bir hikaye duyar. Sanatın gücü de burada değil mi zaten? Aynı türküden milyonlarca hikaye çıkabilir: Tikitak, tikitak diye…

HaticeE

Yazar. Kültür, sanat üzerine yazılar yayınlar

Previous Story

Darbeler, Sınıfsal Engeller ve Türkiye’de Yönetici Seçkinlerin Oluşumu

Next Story

Zorunluluğun Retoriği veya Özne Her Zaman Karanlıktadır

Previous Story

Darbeler, Sınıfsal Engeller ve Türkiye’de Yönetici Seçkinlerin Oluşumu

Next Story

Zorunluluğun Retoriği veya Özne Her Zaman Karanlıktadır

Latest from Yorum

Hürmüz Kapanırsa Türkiye Ne Kazanır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Şubat 2026 gecesi söylediği cümle kısaydı ama netti: “Ülkemizi ateş çukurunun dışında tutacağız.” ABD ve İsrail’in İran’a yönelik koordineli